jump to navigation

osman savci Temmuz 12, 2007

Posted by osman savci in hikayeler.
1 comment so far

Değişen dünyaya değişen bir web sitesiyle merhaba deyin…
www.osmansavci.com.tr.tc
www.dokuziki.com.tr.tc

REKLÂM, Gercegi bir bakima da bir baska turde suslemek hayâl ettirmektir.
REKLÂM, Gercegi iyimser bir acidan dile getirmektir…

Brooklyn koprusunde, bir bahar gunu, kor bir adam dilencilik yapiyormus. Dizlerinin dibine bir tabela koymus. Uzerinde “DOGUSTAN KOR” yazili imis.
Herkes dilencinin onunden gecip gidiyormus. Bir REKLÂMCi bunu gormus. Tabelayi almis, arkasina bir seyler yazmis, oldugu yere tekrar birakmis.
Ne olduysa olmus….. Gelip gecen ve bu tabeladaki yeni yaziyi okuyan herkes, baslamis dilencinin onundeki sapkaya, habire para atmaya….
Bir cumle yetmis, onca kisiyi etkilemeye ve dilencinin sapkasinin kisa surede agzina kadar parayla dolup tasmasina…

“GUZEL BiR BAHAR GUNU…
AMA BEN BAHARi GORMUYORUM”

arı ve çiçek Temmuz 12, 2007

Posted by osman savci in hikayeler.
1 comment so far

Günlerden bir gün bir kır çiçeği narin boynunu topraktan çıkarttı. Güneşe döndü yüzünü. Hoşuna gitti sıcaklığı. ” Sen de kimsin ? Söyler misin bana dedi “
Gülümsedi Güneş.” Bana güneş derler dedi.”
” Hoşuma gitti sıcaklığın. Hep burda mı olursun ? ” diye sordu çiçek
” Evet dedi Güneş, genellikle hep burda olurum”
Hafifçe salladı yapraklarını ” Pek hoşsun ” dedi güneşe.
İlkbahardan bir gündü. Rüzgar geldi çiçeğin yanına.” Sen dedi Ne kadar güzel bir çiçeksin “
Kızardı çiçek.” Teşekkür ederim ” dedi gururla.
Gece oldu. Çiçek şaşırdı. Niye böylesine kararmıştı ki her yer birden. Korktu. Çok karanlıktı. Ay çıktı bulutların arkasından. Neşeyle selamladı çiçeği.
” Selam sana güzel çiçek. “
Gel zaman git zaman çiçek her güzel gördüğü şeyin iyi olduğuna inandı.
Geçen günlerde ağustos böceklerinin şarkılarıya çoştu. Güneş’in sıcaklığıyla sevindi. Ay’la arkadaşlık etti. Rüzgarla şakalaştı.Kuşlarla sohbet etti.
Yazın ortalarında bir arı geldi yanına:
” Selamlar sana olsun güzel çiçek dedi”
Hayli çirkin gözükmüştü Arı gözüne.Şöyle bir baktı ona:
” Size de selamlar ” dedi burun kıvırarak.
Arı hergün geldi çiçeğe.Hergün merhaba dedi. Hergün mahzun olarak döndü çiçeğin yanından.
Bir gün dedi ki çiçeğe
” Ben, dostum olmanı istedim en çok güzel çiçek. Ama hiç güneşle konuştuğun gibi konuşmadın benle, Ağustos böceğiyle güldüğün gibi gülmedin. Rüzgarla dans ettiğin gibi benimle etmedin. Halbuki bilmezsin güzel çiçek yaz bitecek. Güneş gidecek, rüzgar sert esecek, ağustos böceği ölecek. Soğuk kış günlerinde böylesine parlak olmayacak yaprakların. Solacaksın. İşte o zaman yanında bir can isteyeceksin. “
” Bu yaz bitmeyecek bir kere dedi ” Çiçek ” Güneşte gitmeyecek ayda, rüzgarda .Gidecek olsalar söylerlerdi bana. ” dedi kızgınlıkla
Gülümsemekle yetindi Arı çiçeğe. ” Göreceksin dedi güzel çiçek “
Bir zaman sonra, kablumbağın dediği gibi Rüzgar sert esmeye, güneş ısıtmamaya başladı. Ağustos böceği gitti.
Çiçek şaşkındı. Neden gitmişti herkes apansız ?
Sordu güneşe ” Neden ısıtmıyorsun artık ?
” Başka yerlerde olmam gerek. ” dedi güneş aceleyle.
Rüzgara sordu ” Neden üşütüyorsun ?
” Güneşin olmadığı yerde ben de sert eserim ondan”
” Ama dedi hani dosttuk biz? Hani hiç ayrılmayacaktık ?
Cevap vermediler ona ne ay ne güneş ne de rüzgar
Üşüdükçe üşüdü çiçek, soldukça soldu.Tıpkı Arının dediği gibi tek tek döküldü yaprakları, kupkuru bir dal kaldı sonunda.
Bir gün Arıyı gördü yanında
” Demiştim sana değil mi? Hepsi gidecekler diye. Güzellik bir an, Çekicilik bir kaç saattir. Kalıcı olan Dostluktur. Aslolan Sevgidir. Tırtılda çirkindir ama bir gün yaprağı kaldırdığında,bakmasını bilirsen eğer, görürsün ki Tırtıl, bir güzel ipek böceği olmuş “
” Bak “dedi Arı’ya hüzünle.” Tek bir kuru dal kaldım. Ne güzel yapraklarım, ne de yeşilim kaldı yanımda. Güzelliğim gitti. “
Arı üzülmüştü çiçeğin üzülmesine dayanamadı :
* Olsun dedi. Yazla birlikte hepsi çıkacak yeniden. Üzülme sen “
” Üzülmemem için yanımda kal o zaman ” dedi çicek. ” Ne olur gitme. “
” Tamam dedi Arı. ” Söz sana. Hep yanında olacağım. “
” Ben de dedi çicek. Dostluğundan hiç vazgeçmeyeceğim “
O gün bugündür nerde bir çiçek görürseniz çiceklerin yanında bir de arı vardır .Arı ve çicek ayrılmaz iki dostturlar ezele kadar.

dost dediğin Temmuz 12, 2007

Posted by osman savci in hikayeler.
add a comment

DOST DEDİĞİN
Dost dediğin radikal olmalı;
Sevilecek biri olmadığın zamanlarda bile seni sevmeli…
Sarılanacak biri olmadığın zamanlarda bile sana sarılmalı…
Dayanılmaz olduğun zamanlarda bile sana dayanmalı…
Dost dediğin fanatik olmalı;
Bütün dünya seni üzdüğünde sana moral vermeli,
Güzel haberler aldığında seninle dans etmeli,
Ve ağladığında, seninle ağlamalı…
Ama hepsinden daha çok matematiksel olmalı;
Sevinci çarpmalı…
Üzüntüyü bölmeli…
Geçmişi çıkarmalı…
Yarını toplamalı…
Kalbinin derinliklerinde ihtiyacı hesaplamalı…
Ve her zaman bütün parçalardan daha büyük olmalı….
MEVLANA

aile Temmuz 12, 2007

Posted by osman savci in hikayeler.
add a comment

21 senelik evlilikten sonra “aşk ışıltısını” canlı tutmanın yeni bir
> yolunu buldum. Bir süre önce, başka bir kadınla çıkmaya başladım ve bu
> aslında eşimin fikriydi.*
>
> * *
>
> *Bir gün eşim, beni çok şaşırtarak:*
>
> *”Biliyorum ki onu seviyorsun”dedi.*
>
> *” Ona da zaman ayırman gerekiyor.”*
>
> *Karımın, ziyaret etmemi istediği “öbür kadın” 19 yıldır dul olan
> annemdi. İşimin yoğunluğu ve üç çocuğumun beklentileri sebebiyle annemi
> görme fırsatım pek olamıyordu.O akşam annemi yemeğe ve ardından sinemaya
> davet ettim. *
>
> *Endişelendi ve hemen “İyi misin, her şey yolunda mı?” diye sordu.*
>
> *Annem de geç saatte gelen bir telefonun veya sürpriz bir davetin
> mutlaka kötü bir anlamı olacağından şüphelenen tipte kadınlardandı.*
>
> *”Seninle beraber ikimiz biraz zaman geçirmemizin güzel olacağını*
>
> *düşündüm .” diye cevapladım.*
>
> *”Sadece ikimiz mi?” Biraz düşündü ve”Çok isterim” diye cevap verdi.O
> Cuma, iş çıkışı onu almaya giderken kendimi biraz gergin hissediyordum.
> Eve vardığımda fark ettim ki o da, randevumuzdan ötürü hafif gergin
> görünüyordu. *
>
> *Kapısının önünde,paltosunu çoktan giymiş bir şekilde bekliyordu.
> Saçlarını yaptırmıştı ve üzerinde babamla kutladıkları son evlilik
> yıldönümlerinde giydiği elbise vardı. Bana melekler kadar ışıltılı bir
> yüzle gülümsedi.*
>
>
>
> *Arabaya bindiğimizde;*
>
> *”Arkadaşlarıma oğlumla dışarı çıkacağımı söyledim ve gerçekten çok
> etkilendiler” dedi.*
>
> *”Randevumuzun nasıl geçtiğini duymak için sabırsızlanıyorlar.”***
>
> *Gittiğimiz restaurant, çok şık olmasa da sevimli, sıcak ve servisin
> kaliteli olduğu bir mekândı. Annemse, bir kraliçe edasıyla koluma
> girdi.Yerimize oturduktan sonra ona mönüyü okumam gerekmişti, çünkü
> küçük yazıları göremiyordu. Ben daha mönünün ortalarındayken annemin
> nemli gözlerle ve nostaljik bir gülüşle bana bakmakta olduğunu fark
ettim:*
>
> *”Eskiden, sen küçükken,mönüleri okuyan bendim, sense meraklı bakışlarla
> beni dinlerdin” dedi.*
>
> *Ben de gülümsedim;*
>
> *”O zaman, şimdi senin rahat rahat oturma sıran ve ben de okuyarak
> borcumu ödeyebilirim” dedim.*
>
> *Yemek boyunca muhabbetimiz çok güzeldi, sıra dışı hiçbir şey olmadı ama
> eskilerden ve hayatlarımızdaki yeniliklerden bahsederek kaybettiğimiz
> zamanın birazını telâfi etmeye çalıştık. O kadar çok konuştuk ve
> eğlendik ki film saatini kaçırdık. Akşam annemi bırakırken;*
>
> *”Seninle tekrar çıkmak isterim ama ancak bu sefer benim seni davet
> etmeme izin verirsen” dedi ve bir akşam tekrar buluşmakta karar kıldık.*
>
> *Eve geldiğimde eşim yemeğin nasıl geçtiğini sordu:*
>
> *”Çok güzeldi” dedim*
>
> *”Düşünebileceğimin çok üstündeydi”*
>
> * *
>
> *Birkaç gün sonra annem aniden ciddi bir kalp krizi sonucu vefat etti.
> Bu, o kadar âni gerçekleşmişti ki onun için bir şey daha yapma şansım
> olmamıştı. Birkaç zaman sonra evime,annemle yemek yediğimiz restorandan,
> ödenmiş iki kişilik bir yemek*
>
> *faturası ve üzerine iliştirilmiş bir not yollandı:*
>
> *”Oğlum, bu faturayı önceden ödedim, çünkü seninle kararlaştırdığımız
> randevu gününe gelemeyeceğimden neredeyse yüzde yüz emindim. Yine de iki
> kişilik bir yemek ayarladım*
>
> *çünkü bu sefer eşinle beraber gitmenizi istiyorum Seninle olan o günkü
> randevumuzun benim için ne anlam ifade ettiğini bilemezsin.*
>
> *”Seni Seviyorum.”*
>
> * *
>
> *O esnada, “Seni Seviyorum”*
>
> *demenin ve hayatta değer verdiğimiz insanlara hak ettikleri zamanı
> ayırmanın önemini anladım. Hayatta hiçbir şey ailenizden daha önemli
> değildir. Onlara hakları olan zamanı ve ilgiyi verin*
>
> *çünkü böyle şeyleri erteleyebileceğiniz **”başka bir zaman”** ı her
> istediğinizde yakalayamayabilirsiniz”.*
-ALINTIDIR -