FOFOŞ Temmuz 12, 2007
Posted by osman savci in hayvan sevigisi.add a comment
Sıcak bir Mayıs günü buldum onu. İş yerime yakın olan bankamatiğe giderken park etmiş araçlardan birinin camına yapıştırlmış kağıt ilişti gözüme.”DİKKAT MOTORDA KEDİ VAR”. İşimi bitirip geri döndüğümde bizim şoförlere sordum ve biri;
“evet yazıyı ben yazdım, bir kedi arabanın motoruna sıkışmış ve devamlı ağlıyor, sahibi okusun diye yazdım” dedi. Tekrar arabanın yanına döndüm, kediye seslendim ve miyavlamasını zar zor duydum.Sıcak hava ve sürekli ağlamaktan artık sesi kısılmıştı.Arabanın kime ait olabileceğini düşünmeye başladım. Arka camda bırakılmış bir zarfın üzerini güçlükle okudum ve sahibine telefonla ulaşıp durumu anlattım. Anahtarını birisi ile gönderdi ve motor kapağını açtığımızda siyah beyaz renklerde ama kirden kapkara olmuş yaklaşık iki aylık yavruyu çıkardık. Korkudan zangır zangır titriyordu. Kucağıma alınca bir bebeğin annesine sarıldığı gibi bana sarıldı ve yüzüme güven duygusuyla baktı. O zaman farkettim güzel yüzünü, yeşil gözlerini.
Kedileri çok seviyordum ama bir yıl önce kedimin ani ölümü beni çok üzmüştü ve artık evde kedi beslememeye karar vermiştim. Fakat bu yavruyu da bu halde sokağa bıraksam başı boş gezen köpekler rahat vermeyecek ve kendini kurtaramayacaktı. Yazıyı yazan soför ; “Abla sen bu gece idare et ben onu yarın bizim köye götürürüm, orada bakarlar “deyince çok sevindim ve bir kutuya koyup akşam eve götürdüm. Benim kadar kedi seven 14 yaşındaki kızım kapıda kutuyu aldı ve açınca öyle bir çığlık attı ki, bu olayı daha sonraları anlattığında hayatının en mutlu anlarından biri olduğunu, sevinçten dizlerinin titrediğini anlatıyordu herkese. Durumu anlattığımda gönderilmesi fikrine şiddetle karşı çıktı ve “onu verirsen ben de giderim gittiği yere ” diyecek kadar diretti. Kıyamadım ve kaldı.
O günden sonra evin bir ferdi oldu Fofoş. Yumuşak karakteri, oyunculuğu ve akıllı olmasıyla gönlümüzde taht kurdu.
Dişi olması nedeniyle ona zor bakarken hamile kalırsa bir de yavrulara bakamayız diye düşünüp veterinerle konuştum. Ameliyat olmasını istemedim, hem acı çekmesin hem de doğası gereği çiftleşebilsin diye. Veteriner de doğum kontrol hapı önerdi.Çok mantıklı geldi ve nasıl bir sonun bizi beklediğinden habersiz kullanmaya başladık.Evde yaşıyor ama istediğinde sokağa çıkıyor ve çiftleşebiliyordu. 5-6 ay sonra karnı şişmeye başladı. Kullandığımız haplar işe yaramadı ve hamile kaldı diye düşünürken iltihaplı bir akıntı başladı. Hapların yan etkisi olarak rahim içi iltihabına yakalanmıştı. İğne ilaç vs. derken tedavi oldu ve iyileşti. Daha doğrusu ben öyle sandım. Meğer hiç bir zaman tam iyileşme olmazmış ve tekrarlayabilirmiş. Fofoşla bundan sonra 5 güzel sene geçirdik. Ama hastalığı tekrardı. Yeniden iğneler haplar ve yine iyileşir gibi oldu. Ama bir süre sonra tekrar tekrar derken artık antibiyotiklere karşı da direnç gelişti. Ameliyat olması gerekir dediler. Çaresiz kabul ettim.
Ameliyatta olan bir hata ile karın içine de iltihabın aktığını ve bunun sonucunda ilk 1-2 günün riskli geçeceğini söylediler. Benim sesimi duyunca anestezinin etkisinden çarçabuk çıktı ve hızla iyileşmeye başladı. Ta ki beşinci güne kadar. Halsizliği arttı, her gün iğne oluyordu zaten ama tedavi şekli değişti ve daha da kuvvetli antibiyotikler bu sefer damardan yapılmaya başlandı. Ertesi gün enfeksiyonun akciğerlere de geçmesiyle solunum güçlüğü başadı ve giderek arttı. Klinikte oksijen vermeye başladık ama yine de rahatlatmadı. Durumunun çok ciddi olduğunu ve belki de yarına çıkamayacağını söylediler. Gözümden bir dakika bile ayırmadığım sevgili küçük kızım gözümün önünde can çekişiyordu. Güzel yeşil gözleriyle bana “beni kurtar” diye bakıyordu. Evde çocuklarla şakalaşırken onun tepkisini ölçmek için bir iki kez numaradan ağlama sesleri çıkardığımda koşarak gelip yüzümü gözümü yalamıştı. Bu kez dökülen gözyaşlarımın kendisi için olduğunu anlıyor ve bana minnetle bakıyordu.
Bırakın hayvanları kaç insan böyle zor bir ameliyat geçirir de bir kez olsun şikayet etmez, sesini çıkarmaz? Yapılan her şeyin kendisinin iyiliği için olduğunu o kadar iyi anlıyordu ki. Gösterdiği sabır anlatılacak gibi değil. Ama artık yapabilecek bir şey kalmamıştı ve belki de bu güne kadar hayatımda aldığım en zor kararı almak zorunda kaldım. Kararımı bildirmeden önce kızımı da oraya çağırıp durumu anlattım ve onun da hem fikir olmasıyla uyutulmasını istedik. Onlar da doğrusunun bu olduğunu söylediler. Bu kez kurtaramamıştım. Onu kendi ellerimle teslim ettim. Tanrım hiç kimseyi böyle zor anlarda bırakmasın.
Şimdi boşluktayım. Her şey o kadar yavan ki! Çünkü benim en sıkıntılı anlarımda bile benim için çok büyük bir moral kaynağı oldu. Onu bir kerecik sevip okşamak yumuşacık tüylerinden öpmek benim bütün yorgunluğumu ve sıkıntımı hafifletiyordu. O benim adeta çocuğum, arkadaşımdı. Yanımda bir nefes, bir candı. Yatağımda uyurken soluğunu ya da mırıltılarını dinlemek en büyük huzur kaynağımdı. Başkaları anlamasa da biz konuşarak çok güzel anlaşıyorduk. Ses tonumdan o benim ne dediğimi anlıyordu, ben de onun ne demeye çalıştığını çok güzel anlıyordum.
Hayvanlarla yakın dostluk kurmamış, hayvan beslememiş kişilere bu yazdıklarım çok abartılı gelebilir. Ama inanın fazlası vardır eksiği yok. Hayvan dostları beni çok iyi anlayacaktır. Gözlerim yokluğuna alışamadı.
ONU ÖZLÜYORUM…


