jump to navigation

Babalar Oğullar

Yüzüklerin Efendisi’nin en duygusal pasajlarındandır, oğlunu gömen
kralın, “Hiç bir baba oğlunu gömmemeli” sözü. Can Dündar, bugün
dünyaya o açıdan bakmaya çağırdı.

Babalar oğulları gömdükçe…

Kâinatın değişmez kuralları var: Güneş doğudan doğar. Bahar, kışı
kovalar. Hiçbir gece nihayetsiz değildir. Ve oğullar, babaları
toprağa verir. Bir babanın oğlunu toprağa verişi, doğanın yasalarıyla
oynandığını düşündürür bize… Yaradan’ın buyruğuna karşı gelinmiş
gibi hissederiz. Sanki bahar gelmemiştir, kışın ardından… Veya
güneş yükselmemiştir doğudan… Bir cep telefonunda oğlunun ölümüne
tanık olmuş bir ana-babanın acısıyla yandı yüreğimiz bu bayram…
Terhisine 2 ay kalmış Oğuz Parpaloğlu’nun Şırnak’tan aradığı numara,
hepimizin numarasıydı sanki…. “Arkadaşlarım öldü. Birazdan şehit
olacağım. Hakkınızı helal edin” diyen ses irkiltti hepimizi… Gece
karanlığında, bir dere yatağında pusuya düşmüş
delikanlının “Yaralıyım. Hakkını helal ediyor musun annem” sorusuyla
düştü önümüze başımız… “Ediyorum oğlum” cevabındaki tevekkülü de
aşadık; “Bir delik bul, saklan” haykırışındaki naçarlığı da… Ne
uzundur kim bilir, tuzağa  düşürülmüş bir oğlun veda konuşmasının
ardından başlayan gece… Silah sesleri arasında kesilen telefon…
Ve ardı sıra gelen kahredici bekleyiş… Güneş doğmaz doğudan…
Uzayıp gider gece… Hele kara haber gelirse alacakaranlıkta; …kış,
bir daha dönmez bahara… Türkiye kanlı bir sayfayı yara bere içinde
kapattı tarih defterinde; yeni bir döneme yelken açtı. Lakin bitti
sandığımız bela, hâlâ can çekişiyor. Neşter vurulmadan üstünkörü
kapatılan yara içten içe kanıyor. Çocuklarımızı alıyor elimizden…
Geleceğimizle oynuyor. Hâlâ yüreğimiz ağzımızda okuyoruz haberleri;
içimiz yanıyor hâlâ… Güneydoğu dağlarını uçsuz bucaksız bir gençler
mezarlığına çevirdik; yine de toprak -ve onun harpten beslenen
sahipleri-, doymak bilmedi taze kana… “Ben ölüyorum baba”, “Hakkını
helal et ana” diye arıyor çocuklarımız, bir kuytuda kan
kaybederken… “Saklan oğlum” diye, “Feda olsun” diye çırpınıyor
analarımız… Yenilerde yitirdiğimiz şairin deyişiyle, “pusuda ağır
can kaybıyız”. Biliyoruz değişmez kuralları var kâinatın: Güneş
doğudan doğar. Bahar, kışı kovalar. Ve her gece iki gündüz
arasındadır, biliyoruz. Gecikmiş sabahı iple çekiyoruz. Lakin yanıyor
canımız, uzadıkça bu nihayetsiz görünen lanetli gece… Ağlıyoruz,
babalar oğulları toprağa verdikçe…

Yorumlar»

No comments yet — be the first.